Otomotiv Sektörü Vergide Eskiyi Arıyor

Nissan Türkiye Genel Müdürü Sinan Özkök, vergi sisteminde fiyata bağlı yapının kaldırılması ve sistemin sadeleştirilmesinin büyük önem taşıdığını belirterek, “Burada yeniden motor hacmine bağlı hesaplamaya, 25 Kasım 2016’dan önceki eski yapıya geçilmesi gerek.” dedi.

Yıla başlarken otomobil sektörü için iyimser olduğunu, binek ve hafif ticari araç açısından bakıldığında pazarın 1 milyon seviyesine yaklaşacağını düşündüğünü anlatan Özkök, ancak ilk 5 ayda 302 bin otomobil satıldığını, bu rakamın geçen yılın aynı dönemine göre % 5 azalışa işaret ettiğini söyledi.

Özkök, 2018 yılı otomobil satışlarının Ocak-Mart döneminde geçen yıla paralel seyrettiğini, Nisan ortalarında ise düşmeye başladığını aktararak, “Otomobil satışlarında Nisan’da geçen yılın aynı ayına göre % 6’lık bir düşüş yaşandı. Mayıs ayına geldiğimizde yıllık %15’lik azalış gördük. Mayıs ayında seçim süreciyle beraber biraz da kurdaki oynamalar ve faizlerdeki yükseliş de etkili oldu.” diye konuştu.

Pazarın, Haziran ayında da geçen yıla kıyasla %10-15’lik daralmasını beklediğini dile getiren Özkök, şunları kaydetti: “Temmuz’da biraz toparlasak da Ağustos’ta Kurban Bayramı dolayısıyla çalışılan gün sayısı çok düşük olacak. Dolayısıyla pazarın Eylül’den itibaren toparlama sürecine gireceğini düşünüyoruz. Eylül’den itibaren yapacağımız artı satışlarla düşüşlerin bir kısmını belki kapatabiliriz ama pazarın bu yılı 900.000 ya da biraz daha altı seviyelerde tamamlayacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla ilk baştaki öngörümüzü revize ettik, %10-15 aşağı çektik. Sektörün 850.000’in altına bundan sonra gideceğini düşünmüyorum, burası bizim kırmızı çizgimiz ancak otomotiv sektörü potansiyeline baktığımızda 1,5 milyon seviyelerinde. Bunu yapacak kapasitemiz de kabiliyetimiz de var. Bu seviyelerin yakalanması gerek.”

Özkök, seçim dolayısıyla otomobil alımlarında beklemeye geçildiğini, filo tarafındaki satış temposunun bir nebze azalsa da devam ettiğini, ancak perakende kanalındaki düşüşü çok rahat gördüklerini ifade etti. Perakende tarafında satışların, düzenledikleri kampanyalar sayesinde tamamen durmadığından bahseden Özkök, faiz oranlarını müşterinin kafasındaki aylık % 1 psikolojik sınırında tutmaya çalıştıklarına dikkati çekti.

Sinan Özkök, otomobil satışlarında erken seçim kararı, faiz oranlarındaki artış ve kurlardaki oynaklığın etkisini gördüklerini belirterek, ancak sektörün tüm bunlardan ziyade yeni vergi sisteminden etkilendiğini söyledi. Vergi sisteminde fiyata bağlı yapının kaldırılması ve sistemin sadeleştirilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Özkök, şunları ifade etti: “Yeni vergi sistemi sadece motor hacmine değil fiyata da bağlı. Aracın fiyatı 79.000 TL ama ÖTV ve KDV eklendiğinde anahtar teslim fiyatı 140.000 TL’ye geliyor. Aracın fiyatını 1000 TL artırarak 80.000 TL yaptığımda, ÖTV bir dilim yukarı çıktığı için anahtar teslimi 151.000 TL’ye yükseliyor. Yani kurdaki artış nedeniyle fiyatı 1000 TL artırdığımda, müşteriye 11.000 TL yansıyor. Bunun düzeltilmesi için eski sisteme, %45’lik yapıya geri dönmek lazım.



Burada yeniden motor hacmine bağlı hesaplamaya, 25 Kasım 2016’dan önceki eski yapıya geçilmesi gerek. Otomotiv sektörü dış ticaret fazlası veren bir sektör. İhracatımız kadar iç pazarımızın da artması, vergi sistemine otomotivin katkısını artıracaktır. Dolayısıyla burada vergi kaybına ilişkin bir endişe olmamalı. Nasıl ki inşaat, gayrimenkul, beyaz eşya ve mobilya sektörlerine destek oluyorsak, lokomotif konumundaki otomotiv sektörünün de bir isteği var; bu fiyata bağlı vergi yapısının kaldırılıp, tekrardan motor hacmine bağlı eski sisteme geri dönülmesi…”

Özkök, her ne kadar kampanyalar düzenleseler de faiz oranlarının bir noktada durması, ayrıca ekonomi yönetiminin kurdaki ani artış ve düşüşleri daha dengeleyici bir şekilde, zamanında kararlar alarak belli bir seviyede tutması gerektiğini dile getirdi.

TL’nin Avroya karşı yılın başından bu yana yaklaşık %20 değer kaybettiğine, sektörde fiyat artışının ise ortalama %15’ler seviyesinde olduğuna dikkati çeken Özkök, “Sektör olarak kur kaynaklı maliyet artışını, güçlü sektörün verdiği kuvvetle olabildiğince absorbe etmeye çalışıyoruz, ancak absorbe edebileceğimiz seviyeleri çoktan geçtik. Şu andaki kurun seviyesi dahi zorluyor. Daha fazla artışı kaldırabilme gücümüz yok. Bundan sonraki artışlar, artık bayi satış fiyatına yansıyacaktır.” dedi.

Özkök, lokomotif konumda bulunan sektörlerin korunup kollanması gerektiğini vurgulayarak, otomotivin bunlardan biri olduğunu söyledi. Diğer sektörlere de katkı sağlaması dolayısıyla otomotive verilen desteğin, geri kalan bütün ekonomiyi de hareketlendirebileceğini belirten Özkök, otomotivdeki vergi yapısının sadeleşmesinin, kendilerine verilecek en büyük destek olacağını ifade etti.

Özkök, otomotiv sektörünün geçen yılı 28,5 milyar Dolarlık ihracatla kapattığını, dış ticaretteki ağırlığının %18 olduğunu aktararak, şöyle devam etti: “Türkiye’deki ihracatın neredeyse 5’te 1’ini otomotiv sektörü yapıyor. Sınıfın seviyesini yükseltmek amacıyla çalışkan öğrenciye daha fazla ödev verirsiniz ya, biraz belki otomotiv sektörü bu çalışkan öğrenci durumunda. Biraz daha fazla sorumluluk yükleniyor. Bizde bazen önlemler iş işten geçtiğinde alınabiliyor. Burada böylesine güçlü, ihracata destek olan ve dış ticaret fazlası veren bir sektör var, biraz daha korunup kollanması gerekiyor. Benim gördüğüm, her ne kadar vergi de artsa, kur da oynasa, faiz de yükselse bir şekilde arkamızdaki markaların gücünü kullanarak sektörü ayakta tutuyoruz. Belki de devletimiz diyor ki; ‘Sektörde çok büyük global oyuncular var, onlar Türkiye gibi pazarda önemli rol oynamaya devam edecektir’. Dolayısıyla vergiyi artırma yoluna gidiyorlar, ancak önümüzdeki dönemde bir yerden sonra sektöre ciddi düşüşleri yaşatmamamız gerek, bu yüzden de şimdiden bazı desteklerin düşünülmesi gerek.”

Sinan Özkök, iç pazarın 1 milyonun üzerine çıkmasını destekleyecek yapıların kurulması ve vergi sisteminin sadeleşmesi durumunda dışarıdaki yatırımcının gözünün Türkiye’ye daha fazla döneceğini vurguladı. Türkiye’deki uluslararası markaların, artık her pazara ulaşabilme kapasitesine sahip olduğuna işaret eden Özkök, “Dolayısıyla Türkiye’nin rakip olduğu diğer pazarlardan ayrıştığı bir takım kriterlerin olması lazım. Nedir bunlar? Arazi seçiminde teşvik, Ar-Ge’ye ciddi destek, yatırımlara çeşitli vergi avantajlarının sağlanması… Kuvvetli iç pazarla beraber sunulan teşvik paketi, rakiplerin sunduğu imkanlardan daha cazip olursa yatırımlar gelir.” dedi.

Özkök, hurda teşvikine ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, şunları söyledi: “16 yaşından daha yaşlı araçlar hem çevre konusunda risk oluşturuyor hem de güvenlik anlamında zayıf kalıyor. Hurda teşvikinin sadece 2019 sonuna kadar değil, bundan sonra hep devam etmesi gerek. Yaşlı araçların parkımızdan çıkarılması lazım. Bunun illaki sektöre ve ekonomiye katkısı olacaktır ama burada öncelikli hedef araç parkının yenilenmesi. Araç parkının daha genç, daha güvenli ve daha çevreci hale getirilmesi öncelikli amaç olmalı. Hurda teşvikinin hayata geçirilmesi konusunda sürenin uzaması müşterinin hevesini azalttı. Tüketici burada daha yüksek destek bekliyordu. Müşteriden aldığım geri dönüşler, çok cazibe uyandırmadığı yönünde. Dolayısıyla hurda teşvikinde destek rakamının 15-20 bin düzeyine çıkarılması daha cazip olurdu.”

Hyundai ve Audi güçlerini birleştiriyor
Hurda araç ÖTV teşviki
Yeni Ford Focus
Yeni Volkswagen Touareg
Araba alırken renk seçimi