Otomotiv Sektörü

Küresel otomotiv endüstrisinde 20 civarında ülkede faaliyet gösteren yaklaşık olarak 50 adet motorlu taşıt üreticisi firma bulunmaktadır. Üretim genel olarak otomobil ve ticari araç olarak sınıflandırılmaktadır. Gerçekleştirilen üretimin %90 gibi büyük çoğunluğunu binek otomobiller ve hafif ticari araçlar oluşturmaktadır.

Otomotiv endüstrisinin gelişmiş olduğu ülkelerin ekonomileri incelendiğinde, otomotiv sanayinin bu ekonomilerde başrol oyuncularından biri konumunda olduğu görülmektedir. Otomotiv sanayinin ekonomideki bu rolünün nedeni, dinamik ve rekabetçi yapısının yanında, diğer sanayi dalları ile olan bütünleşik ilişkisi olarak görülmektedir. Otomotiv sanayi; demir-çelik, makine, elektronik, plastik, petro-kimya, kauçuk ve cam gibi diğer birçok temel sanayilerin en önemli müşterisi olması nedeniyle bu sanayilerin de gelişimine büyük katkı sağlamaktadır.

Diğer taraftan, otomotiv sanayinin ürettiği ürünlerin iç ve dış pazarlarda pazarlanmasını sağlayan işletmeler ile bu sanayiye yönelik lojistik ve diğer hizmet kollarında faaliyet gösteren işletmeler de göz önünde bulundurulduğunda “Otomotiv Sektörü” kavramı ortaya çıkmaktadır.

Türkiye’de otomotiv endüstrisinin temelleri 1960’lı yılların başına dayanmaktadır. Hızlı bir sanayileşme ve ilerleme döneminden geçen bu önemli sektör, montaj ağırlıklı ortaklıklardan tasarım yeteneğine ve geniş üretim kapasitesine sahip tam teşekküllü bir endüstriye dönüşmüştür. Orijinal parça üreticileri (OEM), 2000 ile 2017 yılları arasında Türkiye’deki faaliyetlerine 14 milyar ABD doları yatırım yapmıştır. Bu yatırımlar, söz konusu şirketlerin üretim kapasitesini önemli ölçüde artırarak Türkiye’nin uluslararası OEM’lerin küresel değer zincirinde önemli bir yer edinmesini sağlamıştır. Uluslararası kalite ve güvenlik standartlarını karşılayan, hatta bu standartların ötesine geçen günümüz Türkiye otomotiv endüstrisi, katma değerli üretim anlayışı sayesinde son derece etkin ve rekabetçi bir konumda bulunmaktadır.

Rekabetçi ve nitelikli iş gücü, dinamik iç pazar ve avantajlı coğrafi konumu sayesinde 13 küresel OEM’in Türkiye’deki araç üretimi 2002 yılında 374.000 iken 2017 yılında 1,7 milyonun üzerine çıkmıştır. Bu artış, söz konusu dönemde yaklaşık %10’luk yıllık büyüme oranı gerçekleştiğini göstermektedir.

Otomotiv sektörünün gösterdiği bu önemli büyüme, Türkiye’nin 2017 yılı sonu itibarıyla dünyanın en büyük 14., Avrupa’nın ise en büyük 5. otomotiv üreticisi konumuna yükselmesini sağlamıştır.

Türkiye, özellikle ticari araç üretiminde, bir mükemmellik merkezi haline gelmiştir. 2016 yılı sonu itibarıyla Türkiye, Avrupa’nın en büyük hafif ticari araç üreticisi olmuştur.

Eşsiz bir üretim merkezi olarak kendisini kanıtlayan Türkiye otomotiv endüstrisi, artık Ar-Ge, tasarım ve markalaşma kapasitelerini geliştirmeyi hedeflemektedir. Türkiye’de 2017 yılı sonu itibarıyla, otomotiv üreticilerine/tedarikçilerine ait 132 tasarım ve Ar-Ge merkezi faaliyet göstermektedir.

Ford, Fiat, Daimler, AVL ve Segula, Türkiye’de ürün geliştirme, tasarım ve mühendislik faaliyetlerinde bulunan küresel markalar arasında öne çıkan örnekler olarak göze çarpmaktadır. Ford Otosan’ın Ar-Ge merkezi, Ford’un küresel çaptaki en büyük üç Ar-Ge merkezinden biriyken, Fiat’ın Bursa’daki Ar-Ge merkezi İtalyan şirketin kendi ülkesi dışında Avrupa pazarına hizmet veren tek merkezidir. Öte yandan, Daimler’in İstanbul’daki Ar-Ge merkezi, Alman şirketin Türkiye’deki kamyon ve otobüs üretim faaliyetlerini tamamlayıcı bir rol üstlenmektedir. İkinci Ar-Ge merkezini Türkiye’de açan AVL Turkey ise, sürücüsüz ve hibrit araç teknolojileri geliştirmeye başlamıştır.

Türkiye, tedarik zinciri tarafında da destekleyici bir ortam sunmaktadır. Ülkede OEM’lerdeki üretimi destekleyen yaklaşık 1.100 parça tedarikçisi bulunmaktadır. Parçalar araç üreticilerinin imalat hatlarına doğrudan girmekte ve OEM’lerdeki yerelleşme oranı %50 – %70 arasında değişmektedir.

Türkiye çok sayıda küresel tedarikçiye ev sahipliği yapmaktadır. Türkiye’yi üretim üssü olarak kullanan 250’yi aşkın küresel tedarikçi bulunmaktadır ve bunların 28’i en büyük 50 küresel tedarikçi arasında yer almaktadır.

Otomotiv üreticileri, ihracat için bir üretim üssü olarak giderek daha fazla oranda Türkiye’yi tercih etmektedir. 2017 yılında Türkiye’deki üretimin yaklaşık %80’inin yabancı pazarlara yönelik olması bu durumun bir göstergesidir. Aynı dönem itibarıyla, Türkiye’den yabancı pazarlara 1.300.000’den fazla araç ihraç edilmiştir. Aynı zamanda geçtiğimiz yıl, 986.000 araçla Avrupa’ya en fazla araç ihraç eden ülke Türkiye olmuştur.

Almanya, Fransa, İtalya, İngiltere ve İspanya, Türkiye otomotiv endüstrisinin ana ihracat pazarları olsa da, yeni otomobil satışları için talep potansiyelinin belirgin ölçüde yüksek olduğu gelişmekte olan bölge ülkelerini hedefleyen şirketler sayesinde, ihracat rotalarında çeşitlilik eğilimi gözlenmektedir.

2000’li yılların başlarında 3.000 ABD doları olan kişi başına milli gelirin 2017 yılında 11.000 ABD dolarına yükselmesi, motorlu taşıt pazarındaki satışları da artırmıştır. Pazardaki yıllık ortalama satış adedi 2000’li yılların başlarında 360.000 civarında iken, 2017 yılı itibarıyla ortalama 1.000.000’a yükselmiştir.

Satışlardaki güçlü artışa rağmen, her 1.000 kişi başına düşen 165 araçla, Türkiye’deki otomobil penetrasyonu, her iki kişiden birinin araç sahibi olduğu Avrupa’nın hala oldukça gerisindedir. Bu da, otomobil üreticilerini yerel pazarda sayısız fırsatların beklediğinin göstergesidir. Düşük araç sahipliği oranı ve artan satın alma gücü, önümüzdeki yıllarda otomobil satışlarının daha da artmasında önemli rol oynayacaktır.

Toyota markasının C-HR ve Corolla modelleri, Honda’nın Civic Sedan’ı, Fiat Egea modelleri, Renault Megane ve Clio modelleri, Hyundai i10 ve i20 modelleri, Isuzu D-Max, Ford Tourneo ve Transit modelleri Türkiye’de üretimi gerçekleştirilen otomobiller arasında bulunuyor.

Türkiye gelişmiş otomotiv sektörüyle, kendi markasını ve yerli otomobilini üretme hedefinde çalışmalar yürütüyor. Bu kapsamda, Milli Teknoloji Hamlesi ve Dijital Türkiye başlıklı panelde konuşan Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) Üst Yöneticisi (CEO) Gürcan Karakaş, otomotiv sektörünün içinden geçtiği değişim sürecinden bahsederek, yakın zamanda araçlardaki tüm cihazların akıllı cihazlara dönüşüp birbiriyle iletişim halinde olacağını söyledi.

Arabaların sürücüsüz hale geleceğini ve bazı tezlere göre otomobil sahiplik oranlarının azalacağını dile getiren Karakaş, 2035’te bugünkü klasik tarzda üretilen arabaların payının yüzde 60’lara düşeceğini anlattı. Karakaş, yerli otomobil sürecinden bahsederek, bu süreçte Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın kendilerine çok ciddi destek verdiğini, savunma sanayisinde çok ileride olduklarını, bu projeleri yapanların otomobil de üretebileceğini aktardı.

Otomobil üretme noktasında en önemli yatırımın yeterli donanıma ve liyakate sahip personel olduğunu ifade eden Karakaş, Türkiye’nin bu yarışın içerisinde olduğunu bildirdi. Karakaş, “Grubumuzu kurarken amacımız, milli ve uluslararası camiada rekabet edebilen doğuştan elektrikli bir araç sahibi olmaktı.” dedi.

TOGG Üst Yöneticisi Karakaş, yerli otomobilin banttan ineceği yıla dair 2022’in belirtildiğini ve bu sürenin kısa olduğuna dair bir yorum üzerine, “Bu soruyu biz de kendimize sorduk. Dünyadaki kıyaslamalara baktığınızda bu süre zarfında bunu yapmak mümkün. Başkaları yapabiliyorsa biz de yapabiliriz.” diye konuştu.

Bağlantılı ve Otonom Araçlar
Güvenli Sürüş Teknikleri
Otomobil Tavsiyesi
Hibrit Otomobiller
Hangi Otomobil Markası Hangi Ülkenin