Türk Otomotiv Sektörünün Gelişimi

Türk otomotiv sanayiinin geçmişi 20. yüzyılın başlarına kadar uzanmaktadır. Birinci Dünya Savaşı sonrası Ford, Chevrolet otomobil ve kamyonları ile Fiat otomobiller Türkiye piyasasına girmiştir. 1929 yılında Ford Motor İstanbul’da ilk montaj denemesine başlamıştır. Otomobil, traktör ve kamyon üretmek amacıyla kurulan montaj fabrikasında yapılan üretimin bir kısmının Sovyetler Birliği’ne ihraç edilmesi öngörülmüştür. Ancak, 1930’lu yıllarda yaşanan dünya ekonomik krizinin etkisiyle hedeflenen ihracat gerçekleştirilememiş, 1934 yılında fabrikada üretim durdurulmuştur.

1950’li yıllardan sonra karayolu altyapısının geliştirilmesi, kentleşmedeki artış, gelir seviyesindeki yükselme gibi nedenler otomotiv ürünlerine talebin artışına sebep olmuş ve bu talep ilk yıllarda ithalat ağırlıklı olarak karşılanmıştır. İlk Türk otomobili “Devrim” ise 1961 yılında Eskişehir Devlet Demiryolları fabrikasında üretilmiştir. Talebin 5,000 adetin altında kaldığına dayanılarak, talep yetersizliği nedeniyle ekonomik ölçeğin çok altında bir üretimin yapılamayacağı gerekçesiyle üretimi sürdürülmemiştir. Otomobilde ilk ciddi üretim 1966 yılında Anadol otomobili üretimi ile başlamıştır ve 1982 yılına kadar 87.000 adet üretilmiştir.

1964 yılında yayınlanan Montaj Sanayi Talimatı ile sektörün gelişimi ve araçlardaki yerlilik oranının artırılmasına yönelik olarak korumacı politikalar başlatılmıştır. Ancak, bebek endüstri yaklaşımı açısından doğru kabul edilebilecek bu yaklaşım, sektörün gelişimi ve rekabetçiliği açısından istenen sonuçları getirmemiştir. 1990’lı yıllara kadar iç pazarı hedefleyen, dış rekabete kapalı, güncel teknolojilerden uzak ve az sayıda model çeşitliliğine sahip bir endüstri görünümündedir. Özellikle 1988’de yapılan AB tam üyelik başvurusu sonrasında koruma oranlarında önemli indirimler ve 1996 Gümrük Birliği Anlaşması ile otomotiv sektöründe ciddi bir rekabet ortamı ortaya çıkmıştır. Gümrük Birliği sonrası sektör daha rekabetçi bir yapıya kavuşmuştur.

2005 sonrası Türkiye’nin sahip olduğu ciddi üretim potansiyeli ile yeni teknolojilerin geliştirilmesi için uygun bir ortam oluşturma fırsatına sahip olduğu değerlendirilmektedir.

Otomotiv Sanayii Derneği’nin (OSD) açıkladığı “2015 Kasım Ayı Üretim, İthalat, İhracat, Satış Değerlendirme Raporu”na göre, Ocak-Kasım döneminde bir önceki yıla göre toplam üretim % 17, otomobil üretimi ise % 8 arttı. Söz konusu dönemde, toplam üretim 1.233.000 adet, otomobil üretimi ise 716.000 adete yükseldi.

Otomotiv sanayinin gelişimine paralel olarak üretim kapasitesi de artmıştır. Bugün otomotiv endüstrisi Türkiye’nin lokomotif endüstri konumundadır. OICA 2012 verilerine göre Türkiye’nin üretim kapasitesi Avrupa’da 6., Dünya’da ise 16. sıradadır.

Türkiye’de de otomotiv sektörü, üretim içindeki payı ve ekonomik katkı oranı değerlendirildiğinde, imalat sanayisi içinde önde gelen sektörler arasında yer alıyor. Sektörün yurt içinde yaratmış olduğu değerler (yurt içi girdi kullanımı ve katma değer toplamı) ekonomide çok önemli yer tutuyor. Sektörün imalat sanayisi toplam üretimi içindeki payı, imalat sanayisi sektörler ortalamasının üstünde seyrediyor.

Otomotiv sanayisinin birçok sektörle olan bağlantısı ülkenin ekonomisi üzerindeki etkisini de büyütüyor. Otomotiv sanayisi, demir-çelik, hafif metaller, petro-kimya, lastik, plastik gibi temel sanayi dallarının başlıca ürün alıcısı konumunda buluyor.

Otomobil Motorları
Hangi Otomobil Markası Hangi Ülkenin
Otomotiv Sanayi
Tüketicinin Koruması Hakkında Kanun ve Otomotiv Sektörü
Turbo Motor Teknolojisi